Profiller

İstanbul Hattı: Küresel Hedge Fonlar Neden Türk Kantitatif Finans Mezunlarını İşe Alıyor

Boğaziçi, Bilkent ve Sabancı, Citadel, Two Sigma ve DE Shaw'ın aktif olarak aradığı kantitatif finans mezunları yetiştiriyor. Üniversite programlarına, kariyer yollarına ve Türkiye'nin dünya standartlarındaki eğitim sisteminin küresel yetenek nasıl ürettiğine bir bakış.

Yazan: Fonkuşu Editörü · · 8 dk okuma

Modern mimarili üniversite kampüsü

Eylül 2023'te Deniz Aydın, New York'taki Two Sigma Investments'ta ilk iş gününe başladı. Yirmi dört yaşındaydı. Oraya uzanan yol (Boğaziçi Üniversitesi'nde matematik ve ekonomi çift anadal, Sabancı'da hesaplamalı finans yüksek lisansı, Amsterdam'da Optiver'de bir yaz stajı ve canlı kodlama testi, olasılık sınavı ve portföy oluşturma vaka çalışmasını kapsayan beş aşamalı bir mülakatın ardından Two Sigma'dan gelen final turu teklifi) zordu; ama kendi nesli arasında alışılmadık değildi. Sabancı'nın 2022 hesaplamalı finans yüksek lisans sınıfındaki on iki öğrenciden sekizi, mezuniyetin ardından altı ay içinde Türkiye dışında pozisyon aldı. Üçü kantitatif işlem firmalarına geçti. İkisi Londra'da yatırım bankalarına katıldı. Biri Silikon Vadisi'nde teknoloji şirketinde veri bilimci oldu. Aydın'ın eski çalışma arkadaşı Barış Çelik, Citadel Securities'in Londra masasına Ocak 2024'te katıldı; 2023 baharında Citadel'in Boğaziçi'nin Güney Kampüsü konferans salonunda düzenlediği kampüs sunumunun ardından doğrudan işe alındı. Bu sunum, Citadel'in o yıl kampüs düzeyinde işe alım yürüttüğü yalnızca dört ABD ve İngiltere dışı üniversiteden birinde yapılmıştı. Bu ayrıntı üzerinde durmaya değer: dünyanın en seçici kantitatif işlem firması Citadel, Boğaziçi'ni MIT, Cambridge ve ETH Zurich ile aynı işe alım listesine koyuyor.

Aydın ve Çelik'in hikâyeleri bireysel; ama temsil ettikleri örüntü, Türkiye'nin üniversitelerinin inşa ettiği şeye dair bir kanıttır. Son beş yılda ülkenin önde gelen kurumları, dünyanın en seçici hedge fonları ve öz sermayeli işlem firmalarına önemli ve büyüyen bir kantitatif finans yeteneği kaynağı olarak öne çıktı. LinkedIn verileri ve üniversite yerleştirme raporlarından derlenen rakamlar çarpıcı. Boğaziçi'nin Endüstri Mühendisliği ve Matematik bölümleri, 2019'dan bu yana Citadel, DE Shaw, Jane Street, Optiver ve Jump Trading dahil firmalarda en az 45 mezunu kantitatif finans rollerine yerleştirdi. Bilkent'in Matematik ve Bilgisayar Bilimi programları otuz küsur yerleştirmeyi daha kapsıyor. Türkiye'nin en açıkça kantitatif odaklı programı olan Sabancı Finansal Mühendislik yüksek lisansı, 2020'den bu yana mezunlarının yüzde 60'ından fazlasının kantitatif finans ve algoritmik işlem alanlarında pozisyon aldığını bildiriyor. Bu yerleştirmeler orta düzey değil: başvuranların yüzde 99'unu reddeden, Princeton'dan matematik doktorasının avantaj değil taban kabul edildiği firmalardaki yerleştirmeler bunlar. Türk lisans mezunlarının bu havuzlarda başarıyla rekabet etmesi, ülkenin yükseköğretim sistemi için olağanüstü bir başarıdır.

Neden Türkiye? Soruyu hassasiyetle sormak gerekiyor; çünkü yanıt, Türk eğitiminin kalitesi hakkında önemli bir şey ortaya koyuyor. Türkiye'nin önde gelen üniversiteleri matematiği, daha uygulamalı Anglo-Amerikan geleneğinden çok Doğu Avrupa ve Rus geleneğine yakın bir titizlik ve soyutlama anlayışıyla öğretiyor. Boğaziçi'nden bir matematik mezunu, birçok Amerikan üniversitesinde lisansüstü düzeyde sayılabilecek ölçü teorisi, fonksiyonel analiz ve stokastik hesap dersleri almış olacak. Bu matematiksel derinlik; giderek güçlenen bilgisayar bilimi eğitimiyle ve kritik önem taşıyan bir etkenle (üç kurumda da İngilizce öğretimle) birleşince, kantitatif finans mülakatlarına işverenler tarafından "orta düzey Amerikan ya da Batı Avrupa programlarındaki benzer adayların iki ila üç yıl önünde" olarak nitelendirilen teknik bir altyapıyla gelen mezunlar ortaya çıkıyor. Hindistan ve Çin ile kıyaslama aydınlatıcı. Hindistan'ın IIT'leri on yıllardır Wall Street'in kantitatif masalarını besliyor; Hindistan hattının ölçeği Türkiye'yi kat kat aşıyor. Çin'in Tsinghua, Peking ve Fudan üniversiteleri olağanüstü matematiksel yetenek yetiştiriyor. Ama Türk mezunlar, modern bir kantitatif işlem ortamının yoğun iş birliği gerektiren yapısında entegrasyonu kolaylaştıran bir şeye sahip: Avrupa ve Amerika'ya kültürel yakınlık ile Batı kurumsal normlarına olan akıcılık. Üç üniversitenin de yayımladığı yerleştirme verileri, küresel firmaların İstanbul'daki işe alım faaliyetlerini artırdığını, azaltmadığını göstermektedir.

Türk mezunlarının uluslararası başarısı artık yurt içinde de bir temettü üretiyor. Two Sigma, Citadel ve DE Shaw gibi firmalarda görev yapan mezunların giderek büyüyen bir kısmı, Türkiye'nin finans topluluğuyla aktif bağlantılarını sürdürüyor; genç mezunlara mentorluk yapıyor ve kimi durumlarda İstanbul merkezli firmalara kantitatif stratejiler konusunda danışmanlık veriyor. Öte yandan İstanbul'da, Londra ve New York normlarına göre biçimlendirilmiş ücret yapıları sunan küçük ama büyüyen bir yerli kantitatif işlem firmaları topluluğu ortaya çıktı. En az iki firma şu anda birinci yıl kantitatif işlemcilere 5 milyon TL'nin üzerinde maaş ödüyor; performansa bağlı primler bu rakamı ikiye ya da üçe katlayabiliyor. Bu firmalar hâlâ küçük (toplam belki 50 kişi istihdam ediyorlar) ama Türk finans dünyasında gerçekten yeni bir şeyi temsil ediyorlar: uluslararası firmaların talep ettiği teknik titizlik çevresinde inşa edilmiş kurumları. Yurt içi fırsatlar da genişliyor. TEFAS, varlık yönetimi piyasasını önemli ölçüde büyüttü; sektör daha sofistike stratejilere yöneldikçe İstanbul'da kantitatif yeteneğe olan talep artıyor. Varlıkları artık bir trilyonu aşan Türkiye'nin emeklilik fonları, tam da Boğaziçi, Bilkent ve Sabancı'nın ürettiği yetkinlik setini gerektiren kantitatif ve sistematik stratejilere yönelik tahsisat yapmaya başlıyor.

Olumlu döngü artık görünür hale geliyor. Türk üniversiteleri dünya standartlarında kantitatif yetenek üretiyor. Bu yetenek küresel finansın en üst basamaklarında başarı kazanıyor; bir sonraki neslin olanaklarını güçlendiren ağlar ve itibarlar inşa ediyor. Uluslararası firmalar Türkiye'deki işe alım faaliyetlerini derinleştiriyor; bu durum programların kalitesini teyit ediyor, daha güçlü öğrencileri çekiyor ve daha güçlü mezunlar yetiştiriyor. İstanbul'un kendi kantitatif finans ekosistemi (dönen mezunlar, yükselen ücretler ve genişleyen kurumsal talep beslenmesiyle) büyüdükçe, yurt içi fırsat Londra ve New York ile olan açığı kapatmaya başlıyor. Deniz Aydın Two Sigma'da. Barış Çelik Citadel'de. Boğaziçi matematikçilerinin bir sonraki kuşağı kampüs işe alım sezonuna hazırlanıyor. Türkiye, üniversitelerinin ürettiğiyle gurur duymalı. Ve yurt içinde inşa edebilecekleri konusunda iyimser olmak için giderek daha fazla nedeni var.

Fonkuşu

Fonkuşu, Türkiye'nin fon sektörünü, fintek ekosistemini ve sermaye piyasalarını takip eden bağımsız bir yayın kuruluşudur. Haberlerimizin konularından ödeme almayız.

Bu Makaleyi Paylaşın

TwitterLinkedInE-posta

Hata mı gördünüz? Düzeltme gönderin.